OTAŞ’ın borcu Türk Telekom’u etkilemez diyebilir miyiz?

OTAŞ, Türk Telekom özelleştirme sonuçları açıklandıktan sonra, Oger Telecom isimli firmanın Türkiye’deki alt şirketi olarak ve 600 milyon TL sermaye ile kuruldu [8] (sonradan sermayesi arttırıldı). 

OTAŞ’ın ödeyemediği için 1 yıldır gündemde olan ve 2013 yılında aldığı 4,75 milyar $’lık kredinin açıklamasında yukarıda belirttiğimiz üzere Türk Telekom hisselerini rehin verdiği açık açık belirtildi.

Buradaki en önemli soru şu; OTAŞ'ın, Türk Telekom bedelini, Türk Telekom hisselerini rehin vererek ödemesi normal midir? İhaleye girerken, bunun düşünülmesi gerekmez miydi?

Çünkü, borcunu ödeyemez ise, bu hisseler bankalara geçecek ve oradan da ne olacak bilemiyoruz. Yani Türk altyapısının imtiyazının 2026 yılına kadar elinde tutan bu firmanın geleceği ve Türkiye’nin iletişim şebekesi borcun ödenmesi ile ilgili. 

Ya da tersten soralım; satın almayı yapacak olan şirketin sermayesinin yeterli olup, olmadığına bakılmış mıydı?

Türk Telekom hisseleri bankaların elinde rehin olunca elbette bu hisseler de paranın bir yerden diğer yer akması gibi el değiştirmesi muhtemel. Ya da rehinci bankalardan birinin el değiştirmesi bile aslında Türk Telekom’un hissedarlık yapısının Türkiye’nin beklemediği hissedarların gelmesine sebep olabilir. 

Kaldı ki, açılımı Ojer Telekomünikasyon A.Ş. olan OTAŞ, Türkiye’de Türk Telekom dışında başka ne iş yapıyor ki, aldığı borcu, Türk Telekom’u ilgilendirmez diyelim. 

Ama eğer Türk Telekom dışında işler yapıyorsa da, acaba başka işler için, Türk Telekom hisselerini teminat göstermesi olabilir mi? Normal midir?

Dolayısıyla Sayın Bakanın kelime oyunları yapması, problemi çözmüyor, sadece vatandaşların ve sektörün kendisine karşı duyduğu güveni sarsıyor. 

Saldım çayıra, mevlam kayıra mantığı ile sorun çözülür mü?

Bu arada en üzücü olan da şudur; telekom sektöründe bugüne kadar yarını düşünmeyen, stratejisi farklı olan yaklaşımlarla geldiğimiz nokta budur. Sayın Bakan, bugün kelime oyunlarını bırakıp, lütfen artık sektörün uzmanları ile masaya oturup, bu sorunun içinden nasıl çıkılacağını hep beraber tartışın, mesela milli altyapının ayrılması konusunda bir çözüm geliştirmenin yararı olabilir mi?

Çünkü evet Türk Telekom’un kurtarılması gerekir ama yanında, yıllardır küçülmeye doğru giden sektörün de artık düşünülmesi lazım. 

Yani geniş bantta fiber neden geride kaldı? Olması gerekenin 10’da biri düzeyindeyiz. Uydu, Kablo neden kullanılmıyor? 

Avrupa’nın ormanlarında bile 100 Mbps fiber artık normal bir hizmet olurken, Türkiye’nin bir çok şehrinde yeterli fiber altyapısının olmaması da sadece telekom sektörünü değil bilişim sektörünü de yakından ilgilendiriyor ve Türkiye’nin büyümesinin önünde ciddi engel oluşturuyor.

“Türkiye’de ofis kursunlar, vergi alalım” diye çalıştığınız, Google, Facebook, Netflix, Amazon, Twitter gibi dünya devleri, son 5 yılda Avrupa’da 100 milyar $’lık yatırımla veri merkezleri açtılar. Bu merkezlerin yarattığı istihdam bir yana, bilgi (knowhow) aktarımı söz konusu. 

Biz ise, son birkaç yıldır hukuki düzenlemelerde rastlanan belirsizlik ve hatta hukuk açısından tartışılan konular nedeniyle bu bilgi-istihdam ve vergi getirecek olan yatırımlardan pay alamıyoruz bile. 

Oysa dünyada hızla yaklaşan siber saldırı-savaş diye bir gerçek var. Biz ise, bırakın yeni yatırımların sağlayacağı bilgi birikimi (knowledge) transferini, küçülen sektör ile elimizdeki uzmanlarımızı kaybediyoruz.

Bir başka durum ise “digital uçurum”. Yapay zeka, IoT, Robotlar, Sürücüsüz araçlar, Navigasyon uyduları ve diğer tüm bu gelişmeler hep altyapıya bağlı. 

Zaten telekom ve haberleşme sektörü, sadece kendisini ilgilendiren bir sektör değil, bugün lojistikten, üretime, ulaşımdan, enerjiye, finansa kadar her yerde iletişim sektörünün hizmetlerine yani altyapısına ihtiyacımız var. Burada geç kalınan her yıl, bize ileride 10 yıllar geride kalma olarak dönecek. Ne yazık ki…

O nedenle sayın bakan, size güvenimizi yeniden sağlamanız için, telekom konusunda dünyada çalışan ve ülkemizde bulunan uzmanları toplayın ve Türk Telekom’u tartışın, anlamlı bir çözüm oluşmasına katkıda bulunun. 

Bu altyapı OTAŞ’a ait değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne yani 80 milyon vatandaşa ait. Türk Telekom’a "devlet el koyacak" yaklaşımı ile eskiye dönmeniz ülkemize yardım etmez.

Bu noktada, var olan ortak aklı kullanın. Devletin yani bürokrasinin aklı ile telekom sektöründe geldiğiniz nokta ortada. Siz daha fazlasını yapın; dünya devlerine yön veren o kadar çok yetişmiş insanımız varken, devletin bu insanlara danışması, yurt içinde ve yurtdışında bu insanların fikrini alması belki de şu an Telekom ve Bilişim sektörünün geleceği açısından oldukça önemli. Bürokrasi aklının dışına çıkıp ortak akıl ile birlikte sektöre yön verecek adımları atıp Türkiye Cumhuriyeti’nin artık teknoloji üreten ülkeler arasına girmeye başladığını hep birlikte gördüğümüzde işte o zaman tarih sizi bu ülkenin kahramanları arasına koyacaktır.